Büyük bir holdingin güvenlik bölümünde çalışan Ali, lisede okuyan kızı Melek’le
yaşamaktadır. Karısı Nurten’in, uzun yıllar önce, kendisini ve Meleğ’i terk
edişinden sonra kızına daha çok bağlanmıştır. Üst katlarında oturan ve bugüne
kadar hiç evlenmemiş ev sahibesi Cemile Hanım’ı, gizli bir hayranlıkla seviyor
olmasına rağmen asla bugüne dek dillendirmemiştir. Ne zaman Cemile’ye bazı
görücülerin geleceğini öğrenir, işte o zaman bir şeyler yapması gerektiğini
anlar, eski cezaevi arkadaşı yazar Hikmet abisine de danışarak Cemile’ye
evlenme teklif etmeye karar verir.
Hikmet, Ali ve Melek, Cemile’yi istemeye geldikleri sırada, Melek fenalaşır ve
apar topar hastaneye kaldırılır. Beynindeki bir tümör nedeniyle ameliyat
edilmek zorundadır. Ali deliye döner. Patronundan yardım istemek üzere
çalıştığı şirkete gittiği sırada şirketi soyan soyguncularla karşılaşır ve
çıkan çatışmada diğer güvenlik görevlisi arkadaşı Musa vurulur. Soyguncular
kaçarlar. Ali, kızını kurtarmaya çalıştığı bir zamanda bu soygun olayına tanık
olduğunu kimseye söylemez. Şu anda önemli olan kızının kurtuluşu için gerekli
olan paradır.
Ali öylesine çaresiz bir durumdadır ki, hastanede, kızıyla aynı serviste yatan
ve çok zengin olduğu anlaşılan 70 yaşlarındaki Rıfat beyin 17 yaşlarındaki
torunu Ayşe’yi kaçırarak ailesinden fidye ister. Parayı aldığı gibi Ayşe’yi
serbest bırakacaktır. Ayşe’nin babası Hasan Bey’e telefon eder. Bu sırada Rıfat
Bey ölmüş, bütün mal varlığını en sevdiği torunu Ayşe’ye ve kızı Azade’ye
bırakmıştır. Hasan, mirastan kendilerine pay düşmediğini, sadece üvey kızı
Ayşe’nin bu paradan yararlanabileceğini öfkeyle öğrenir. Tam da bu sırada
Ayşe’nin kaçırılması çok işine gelmiştir. Ali’ye istediği fidyeyi
vermeyeceğini, Ayşe’ye istediğini yapabileceğini söyler.
Ali, Hasan’ın bu cevabı karşısında şaşırır. Bir baba nasıl olur da kızını
kurtarmaya çalışmaz, akıl almaz bir şeydir bu… Yapılacak bir şey yoktur.
Ayşe’den özür diler ve onu serbest bırakır. Kızı için böyle bir şeye
yeltendiğini… anlatır ve ekler. “Baban olacak o adama dikkat et”…
Ayşe, serbest bırakılmasının verdiği mutlulukla evine gider ama…
Evde onun geldiğini görmeyen Hasan ve sarhoş durumdaki Reyhan kavga etmektedirler.
Hasan, yıllarca kendi çocuğu olmayan birine yıllarca baktığını, artık Reyhan ve
Ayşe için bir şey yapmayacağını bağıra çağıra söylemektedir. Ayşe dehşet içinde
kalır. Hasan… Yıllardır baba dediği bu adam gerçek babası değildir. Ağlayarak,
kimseye görünmeden evden biraz para ve mücevher alarak evi terk eder.
Bu sırada Melek fenalaşmıştır ve Ali hastanededir. Nereye gideceğini bilemeyen
Ayşe Ali’yi arar ve hastaneye gelir. Ali’nin iyi bir insan olduğunu anlamıştır
artık. Elinde ne varsa Ali’ye vermek ister ama… Melek için artık çok geçtir.
Küçük bedeni hastalığa yenilir. Melek ölür.
Bu Ali için tarif edilemez bir acıdır. Hayatının hiçbir anlamı kalmamıştır
neredeyse… Hayattan elini eteğini çekecekken, Ayşe, kalacağı yeri olmadığını
söyleyerek Ali’ye sığınır. Yıllarca babası bildiği Hasan’ın aslında babası
olmadığını öğrendiğini, yıkıldığını, gerçek babasının kim olduğunu merak
ettiğini anlatır Ali’ye… Hasan, annesi Reyhan için de tehdit unsurudur. Şu anda
annesine kim bilir neler yapmaktadır. Ayşe, Hasan’a telefon ederek, babası
olmadığını öğrendiğini, kendisinin rehin alınmasına rağmen fidyeyi ödemeyerek
aslında onun ölümünü istediğini belli ettiğini söyler ve telefonu kapatır.
Hasan, Ayşe’nin bu telefonundan sonra iyice huzursuz olur ve onu öldürtmek için
parayla adam tutar.
Ali ve Cemile, Ayşe’den gizli olarak annesi Reyhan’ın ne olduğunu öğrenmek,
Ayşe’nin kendi yanlarında olduğunu söylemek üzere, Reyhan’ın evine telefon
ederler. Arayan Cemile’dir. Telefonu evin hizmetlisi Leman açar. Reyhan hanımın
Ruh ve Sinir Hastalıkları hastanesine yattığını anlatır. Cemile ve Ali bunun
doğru olup olmadığını anlamak üzere hastaneye giderler ve Reyhan’ın kocası
tarafından hastaneye yatırıldığını anlarlar.
Bu arada, şirketin güvenlik görevlisi Musa hala komadadır. Sedat da hala
soruşturmayı sürdürmektedir. Ali ile Ayşe’nin, alışverişe gittikleri bir
sırada, Sedat soruşturma gereği Ali’ye gelir ama onu evde bulamaz. Aynı anda
Hasan’ın tutuğu kiralık katiller de Ayşe ve Ali’nin peşindedir. Ali ve Ayşe, bu
kişilerden son anda kurtulurlar ve kaçmaya başlarlar.
Hikmet’e sığınırlar. Bir süre burada kalırlar ama, Cemile’nin , iki adamın
ellerinde Ayşe’nin fotoğrafıyla hala Ayşe’yi aradıklarını söylemesiyle, Ayşe,
İzmir’e Hasret’in yanına gidebileceklerini söyler… Bir yandan da Ayşe, gerçek
babasını merak etmektedir, onun hakkındaki bilgiyi ancak teyzelerinden ve
Hasret’ten alabilecektir.
Böylece Ali ve Ayşe’nin İstanbul’dan kaçtıkları, Ayşe’nin gerçek babasını
aramak üzere Rıfat Bey’in çiftliğinin ve zeytinliklerinin olduğu kasabaya
gittikleri süreç başlar. Bu arada Ayşe, Ali’nin geçmişine yönelik oldukça fazla
bilgi edinmiştir. Ali, yetimhanede büyüyen, annesi ve babasının kim olduğunu
hala bilmeyen bir adamdır. Ayrıca polislik yaparken, polis arkadaşının
yaralanmasına neden olduğu için iki yıl cezaevinde yatmıştır. Melek’in annesi
olan Nurten de zaten, o cezaevindeyken evi terk etmiştir… Ali hakkında
öğrendikleri, Ayşe’yi Ali’ye gitgide daha çok bağlamakta, onu bir baba gibi
sevmesine yol açmaktadır.
Ayşe kasada Hasret’le gizlice buluşur ve başına gelenleri anlatır. Hasan’ın
kendi babası olmadığını öğrendiğini, Hasan’ın kendisini öldürtmek için adam
tuttuğunu. Hasret abisi Hasan’ın bu kadar kötü olabileceğine asla inanmaz ama
Ayşe’nin de yalan söylemeyeceğini bilmektedir. Ayşe gerçek babası hakkında
sorular sorar Hasret’e… Hasret Ayşe’ye, annesi Reyhan’ın üniversitede okurken
Latif isimli bir gençle ilişki kurduğunu ama Latif’in birden ortadan yok
olduğunu, Reyhan’ın o sırada hamile olduğunu, Rıfat ağanın da durumu ört pas edebilmek
için Reyhan’ı Hasan’la evlendirdiğini anlatır. Ayşe, Azade ve onun yanık yüzü
hakkında da bilgi edinmek istemektedir. Azade, acaba neden Ayşe’den bu kadar
nefret etmektedir?. Hasret bu konuda bir şey bilmediğini söyler. Azade’nim
yüzünün Reyhan’la Hasan’ın evlendikleri gece evde çıkan yangında olduğunu,
Azade’nin neredeyse yanarak öleceğini, onu Hasan’ın kurtardığını anlatır.
Ancak, Azade’nin hikayesi, Hasret tarafından da bilinmemektedir. Tek bildikleri
Azade’nin insanlardan kaçarak, asosyal bir hayat sürdüğüdür…
Ali, artık İstanbul’a dönmeleri gerektiğini, Latif’i arayacaklarsa orada
aramaları gerektiğini söyler. Ayşe son bir kez dedesi Rıfat ağanın mezarını
ziyaret ettiğinde Azade’yi mezarın başında bulur, Azade’nin yıllar önce Hasan’ı
ne kadar sevdiğini, ama bu aşkı yaşayamadan Hasan’ın Reyhan’la evlendirildiğini
anlattığını duyar. Ayşe mezarlıkta bir gerçeği daha yakalamıştır. Herkesin bir
hikayesi olduğunu düşünür, hem de hiç kimsenin bilmesini istemediği özel bir
hikayesi olduğunu...
Ayşe ve Ali kasabadan ayrılacaklarken, Ayşe bir kapkaç olayı nedeniyle, ifadesi
alınmak üzere karakola götürülür. Karakolda, Ali’nin arandığına dair haberleri
görür, bir an önce oradan çıkmak ister. Amacı Ali’ye haber vermek ve oradan
kaçmaktır.
Şirket soygununda vurulan Musa, komadan çıkmış, soygunculardan birinin Ali
olduğunu söylemiştir.
Şimdi, Ali’nin yetimhaneden arkadaşı olan ve polislik mesleğini yapmaya
birlikte karar verdikleri Sedat, Ali’nin peşindedir. Soygun yapmaktan dolayı
Ali aranmaya başlamıştır.
Geçmişini ve kendisini arayan Ayşe, dört yandan kıstırılmış Ali’yi asla
bırakmayacak, Ali de Meleğ’inin yerine koyduğu Ayşe’den asla
vazgeçmeyeceklerdir. Manevi baba-kız bir yandan durmadan kaçacaklar, diğer
yandan da Ayşe’nin gerçek babasını arayacaklar ve Ali’nin suçsuzluğunu ispat
etmeye çalışacaklardır.