30 Kasım 2013 Cumartesi

Sen

Yine hüzünlü bir akşam
Ay kabartmış göğsünü bakıyor bana
Oda görüyor senin yokluğunu
Sandalyen hala bomboş duruyor

Alışkanlık yapmış bende 
Masaya iki tabak koymak
Yanına da güzel bir çiçek 
Olmasa da senin kadar

Yatak artık çok soğuk bana
Gece senin tarafına dönüyorum
Kalbim gibi bomboş
Gitmene değil bende kalmana sitemim

Her sabah iki çay bardağı koyuyorum masaya
İki bardaktan aynı anda içiyorum
Ağzım yanıyor ama içim kadar değil
Çay sıcak sen ise soğuttun 


16 Kasım 2013 Cumartesi

Huzurumuz Kaçtı

Türkiye, dünyanın en güzel ülkelerinden biridir. Bunun en büyük kanıtı üzerinde yaşayan medeniyetlerin Anadolu’yu terk etmemek için göstermiş olduğu çabalardan ortada. Ne yazık ki bu kadar güzel olan ülkede huzur yok. Her gün çok farklı ve gereksiz bir gündem çıkıyor.

Özel hayata müdahaleler başladı. Kızlı-erkekli evde kalmak şuan ki en taze gündem. Bu bir şey değil aslında. Demokratikleşme için yapılan demokratik olmayan çabaların yanında.

Tüm bu ani değişen gerek gündemlerden dolayı artık bir dünyanın da öğrendiği bir deyim var “Burası Türkiye” diye. Huzurumuz yok. Her gün bombaların patladığı Afganistan, Suriye, Irak, Mısır gibi ülkelerde ne kadar huzur varsa bizim ülkemizde de o kadar huzur var.

Ferdi Tayfur’un Huzurum Kalmadı şarkısı kaç yıl önce yazıldığı ortada. Değişen bir şey yok o zamandan bu zamana kadar. Merkezi Avusturalya’nın Sydney kentinde bulunan Ekonomi ve Barış Enstitüsünün (IEP) son yıllarda hazırladığı “Küresel Barış Edeksi”nin 2011 yılı sonuçlarına göre Türkiye 153 ülke arasında 127. Sırada yer alıyor.

Kuruluşun internet sitesinde yayımlanan listede Almanya 15, İngiltere 26, Fransa 36, Yunanistan 65, Çin 80 ve Rusya 147. Sırada yer aldı. Ekonomik bunalım içinde olan Yunanistan bizim ülkeye göre huzurlu. Çok çabuk tahrik olan bir toplumumuz var. Bugün 65 yaşında olan Ahmet Amca bile şunu demişti bana “Genç ben ilkokulda iken de bu ülke gelişmekte olan ülkeydi. Torunum geldi 22 yaşına hala aynı yerdeyiz”.
İlk 10’a giren ülkeler sırasıyla İzlanda, Yeni Zelanda, Japonya, Danimarka, Çek Cumhuriyeti, Avusturya, Finlandiya, Kanada, Norveç ve Slovenya oldu.

Küresel Barış Endeksi, 2007 yılından beri yayımlanıyor. Endeks, ülkeleri içi ve dış çatışmalar, toplumda güvenlik, komşularla ilişkiler, şiddet, silah harcamada ve çeşitli alanlardaki özgürlükler gibi 23 kritere göre belirleniyor. Bunları tek tek incelediğimizde neden bu kadar gerideyiz çok rahat anlıyoruz. 2010 yılında 149 ülke arasında 126. ve 2009’da 141 ülke arasında 121. olmuştu.

Tecavüz, özgürlük ve demokrasi deyip özgürlük kısıtlaması olan, kitap okumayı bıraktım kenarı bir şey okuma oranını bile çok düşük. Twitter’ı kullanma oranına göre dünya 2’cisiyiz ama o kadar iyi kullanılıyor o kadar kişi arasında?

Dünyada en genç nüfus bizde neredeyse ve birçok Avrupa ülkesini korkutuyor. Gençlerin önünü kapatıyorlar. Türkiye’deki siyasetçiler bile gençler üzerinden kendilerine pay ve ay çıkarıyor. Gençlere yatırım yok ama “sözde beklenti” çok. Yatırım yapmadan kâr bekleniyor.

Son iki aydır üniversite öğrencileriyle uğraşılıyor. Gezi Parkı eylemiyle gündeme geldi dünya da gençler. Şimdi de onun acısını çıkarıyorlar resmen. İlk olarak KYK yurtlarını kız ve erkek diye ayrıldı. Haremlik, selamlık olayı gündeme geldi bakan yalanladı. Şimdi de evde kalan öğrenciler toplumun yapısını bozuyor gerekçesiyle kız ve erkek aynı evde kalamaz diyerek denetimlere başladılar.

İlk ceza 9 Kasım 2013’de Manisa’da 3 kız öğrencinin evine gece 01:30’da polis tarafından baskınla geldi. Evde 2 tane erkek var diye ceza yazıldı 88’er lira. Ceza gerekçesi “Toplumun Huzurunu Bozma”. Gençlerin evde kalması, sokakta kalması belki de dünyada tek Türkiye’nin düzenini bozuyor.

Yılardır yurtlar yetersiz, esnaf öğrenciye çok yüksek fiyatlarda mal satıyor denildi, kulak asıldı. Ne oldu da şimdi böyle oldu. Kendileri söylüyor yurtlarımız yetersiz diye ev baskını yapanlar.

Kız ve erkek arkadaş olamazmış artık. Farklılıklar bizim renklerimiz idi hani. Bir kız arkadaşımızla oturup konuşamayacak duruma getiriliyoruz. Gençlerin huzuru bozulunca düzen değişmiyor. O gençler hep böyle kalacak değil. Bir gün elbette onlarda büyüyecek. Emanetlerini unutan bir genç toplum yetiştirildi. Hatırlayanlar susturulmaya çalışılıyor. Hatırlayanlar hatırlar ama kulaklarını açan yok.

Türkiye’nin huzurunu aslında en çok biz bozuyoruz. Kendi kabuğumuza çekildik. Özümüzü unuttuk neredeyse. Bir evladını geride bırakıp bu ülke için cepheye gidenin, mermi donmasın diye yeni doğan bebeğinin üzerindeki örtüyü alıp mermiye örten bir neslin torunlarıyız. Kızlı-erkekli kalırız, arkadaşta oluruz, dostta.

10 Kasım 2013 Pazar

Ekim Ayı TÜFE, ÜFE Oranları

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ekim ayında Tüketici Fiyatları Endeksinin (TÜFE) aylık yüzde 1,80, Üretici Fiyatları Endeksinin (ÜFE) yüzde 0,69 oranında arttığını açıkladı.

 TÜİK'in 2003 baz yılı verilerine göre, ekim ayı itibarıyla yıllık enflasyon ise TÜFE'de yüzde 7,71, ÜFE'de yüzde 6,77 oldu. Ana harcama grupları itibariyle 2013 yılı Ekim ayında TÜFE, gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 3,91, ev eşyasında yüzde 1,58, lokarta ve otellerde yüzde 0,94, eğlence ve kültürde yüzde 0,62 arttı.

Ekimde aylık en fazla düşüş gösteren grup, yüzde 0,73 ile alkollü içecekler ve tütün oldu. Ana harcama grupları itibariyle Ekim ayında endekste düşüş gösteren bir diğer grup ise yüzde 0,41 ile çeşitli mal ve hizmetler oldu. Yıllık en yüksek artış yüzde 14,30 ile alkollü içecekler ve tütün grubunda gerçekleşti.

TÜFE'de, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 11,13 ile gıda ve alkolsüz içecekler, yüzde 10,14 ile eğitim, yüzde 9,42 ile lokanta ve oteller, yüzde 9,12 ile giyim ve ayakkabı artışın yüksek olduğu diğer ana harcama grupları oldu. AA Finans Enflasyon Beklenti Anketi'ne katılan ekonomistler, ekimde TÜFE'de yüzde 1,37 artış öngörmüşlerdi. Ankete katılan 14 ekonomistin ekim ayı için enflasyon beklentileri, en yüksek yüzde 1,70, en düşük ise yüzde 1,00 aralığında yer almıştı. Öte yandan ankete katılan ekonomistlerin yıl sonu enflasyon beklentilerinin ortalaması da yüzde 7,34 olarak belirlenmişti.

Ekonomistlerin, yıl sonu enflasyon beklentisi ise en yüksek yüzde 7,80 ve en düşük yüzde 6,90 olmuştu. Bu arada, eylül ayında TÜFE yüzde 0,77, ÜFE yüzde 0,88 oranında artmış, yıllık enflasyon ise söz konusu ayda TÜFE'de yüzde 7,88, ÜFE'de yüzde 6,23 olarak gerçekleşmişti.

Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) ekim ayına ilişkin Tüketici Fiyatları Endeksi (TÜFE) verilerine göre, fiyatı yüzde 62,29 artan domates "zam şampiyonu'' oldu. Domatesi, fiyatı yüzde 37,35 artan kabak ile fiyatı yüzde 37,26 artan sivri biber izledi.

TÜİK verilerine göre, geçen ay fiyatı en fazla düşen ürünlerin başında yurtiçi bir hafta ve daha fazla süreli turlar geldi. Yurtiçi bir hafta ve daha fazla süreli turların fiyatı yüzde 22,68 azalırken, fiyatı en çok düşen ürünler sırasıyla limon (yüzde 17,80), tavuk eti (yüzde 7,08), kuru soğan (yüzde 5,92), elma (yüzde 5,13), yemek odası takımı (yüzde 3,60), mücevher (altın-yüzde 3,58), mısırözü yağı (yüzde 3,31), nohut (yüzde 2,27), misafir kolonyası (yüzde 2,15), mazot (yüzde 1,75), benzin (yüzde 1,67), LPG dolum ücreti (yüzde 1,31) ve sigaralar (yüzde 0,72) oldu.

9 Kasım 2013 Cumartesi

Kâğıt ABD Doları

Bu yazıda bana göre dünyanın en gereksiz parası olan ABD doları ele alacağım. Bir çoğunuz neden en gereksiz dediğime takıldınız. Size bunu detaylarıyla biraz anlatacağım.
Bütün iktisatçılar bütün kağıt ve metal paraların karşılığının altın olduğunu bilirler. Ne yazık ki diyorum çünkü bunların bir çoğu ABD dolarının karşılığı olmadığını bilmiyorlar. 1973 yılında ki ABD’nin yayımladığı bir bildiriyi gösterene kadar.

Yeni kıta ABD’de kağıt para dönemi 1600’lü yılların sonlarında İngiliz kolonilerinin askeri maliyetlerini karşılamak için banknotlar ile başlamıştır. ABD Kongresi, 1781 yılında yeni hükümetin mali operasyonlarına destek olmak amacıyla, Philadelphia’da bulunan The Bank of North America’yı ilk ulusal banka ilan eder. 1792’de kabul edilen Tedavüle Para Çıkarma Kanunu ile ABD Darphanesi kurulur ve federal para sistemi çerçevesinde her birinin değeri altın, gümüş ve bakır üzerinden saptanan farklı değerlerdeki madeni paraların basımına başlar. 1785 yılında ABD Kongresi doları ABD’nin resmi parası olarak kabul eder. Federal hükümet ülke genelinde ilk kağıt parayı 1891 yılında piyasaya sürüldü.

II. Dünya savaşından sonra ABD dolarına altın sistemi getirildi. Böylece ABD’nin dünya hegomanyasının en önemli ayağını oluşturan ABD dolarının “dünya parası” olma yolları açılmış oldu. Mutabakata göre ABD, önceleri “sahip olduğu altın kadar dolar” basacaktı ancak bu elbette bu şekilde olmadı. ABD, cari açığı kapatmak için para basıp bunu dünyaya ihraç etmeye başladı. 1973 yılında ise “altın endeksi olmaktan kurtulan” dolar artık ABD’nin sahip olduğu altın karşılığı değildi. Böylece ABD Doları, onu “rezerv” ve “takas aracı” olarak kabul eden başta ülkemiz olmak üzere bütün ülkelerin Gayri Safi Mali Hasılatı (GSMH)’sı karşılığında basılıyor.

ABD, dünyadaki üretimin ortalama olarak her yıl üçte birini tüketmektedir. 2005 yılı için 12.455 trilyon dolara denk gelen bu tüketim, dünya üretimimin üçte birine denk gelirken, bu tüketimi dünya nüfusunun sadece %4.5’i yapmaktadır. Bunun karşılığında ise dünyaya, cari açığını kapatmak üzere kendi parası yani “kağıt” vermektedir.

ABD’nin basmış olduğu dolar 2004 yılında dünyada dolaşımında yaklaşık 950 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor. Bu miktarın 2/3’ü ABD dışındadır. Bu miktarın yaklaşık %75’i Çin’in elinde bulunmaktadır. Bu da ABD tarafından korkulan bir senaryoyu ortaya çıkarıyor. Çin tüm doları ABD’ye getirir ise ülkenin ekonomik olarak yok olmasından korkuyorlar. 2008 yılındaki patlayan şişirilen ekonomi balonu patladı ve büyük şirketler el değiştirdi. Çin iş adamları tarafından satın alınmasını engellemek ellerinden geleni yaptılar.
Birçok ülke yeraltı ve yerüstü zenginliklerin bir kâğıttan farksız olan ABD dolarıyla takas yapıyor. En kötüsü ekonomiye yön verenin hiçbir değeri olmayan bir kağıt parçasının para olarak kabul görülmesidir.

7 Kasım 2013 Perşembe

Hoş Geldin F(H)EMEN

FEMEN 2008 yılında Anna Hutsol tarafından kuruldu. Anna Hutsol grubu kurduktan sonra FEMEN grubunu ülkelerindeki aktivist kadınların azlığından ve erkek odaklı olan Ukrayna toplumuna tepki olarak kuruldu. Grubun uluslararası ajansları, cinsiyet ayrımı ve diğer uluslararası sosyal sorunlar hakkında yaptığı eylemler vardır. Grup özellikle seks turizmine tepki olarak üstsüz yaptığı eylemlerle tanındı. Kah bir kürk eyleminde, kah bir İslam ülkesinde cezm'i protesto etti.

İlk yaptıkları eylemlerde etraftan hiç dikkate alınmadılar. Ülkelerindeki seks turizmi ve yok sayılan kadın haklarına karşı eylemleri sessiz kalıyordu. Taki üstsüz eylem yapma kararı alana kadar. Grup bunu "erkeklerin dikkatini çek istedik. Onlar da en çok kadınların göğüslerine bakıyor. Bizde sloganlarımızı vücudumuza yazarak onların dikkatini çekmek istedik" şeklinde açıklamaları oldu.

Bizim ülkemizde de FEMEN yakından takip ediliyor HEMEN grupları tarafından. HEMEN, bu grubun eylemlerini yakından takip eden bir sözde erkeklerin olduğu bir grup aslında. Eylemlerden çok kadınların göğüslerine bakıyorlar. Yaptıkları eylemler umurlarında değil. Türkiye'deki kadına şiddet, çocuk istismarı, çocuk yaşta evlendirilen kızların ailelerini protesto etmek için 8 Mart 2012 tarihinde İstanbul Sultanahmet Meydanında eylem gerçekleştirmek için geldiler ama eylemleri bir dakika sürdü sadece. Polis tarafından hemen sınır dışı edildiler.

FEMEN Türkiye'ye geldi. HEMEN'leri yormayacak artık. Hep beraber aynı meydanda olacaklar. FEMEN twitter hesabından Türkiye'ye açıldığını duyurunca Türkiye'den yaklaşık 10 bin kişi FEMEN hesabını takibe aldı. Türkiye'de Güntülü ilk fotoğrafı paylaşınca kendi hesabından 10 binler yine oraya yöneldi.

FEMEN bilmiyor Türkiye'yi orası kesin. Google'da "porno" ve "seks" sözcüklerini aramada dünya 5'incisiyiz. Kadına değer veriliyor burada. Burası her Türk'ün asker doğduğu bir kahramanlar yatağı tabi 600 bin asker kaçağı var onlar ayrı tabi. Cennetin annenin ayaklarının altında olduğunu bilip annesini para için öldürenlerin bulunduğu bir yer olduğunu unutmamak lazım. Muhafazakar bir toplum burası. Küçük semtlerde küçük kızlara topluca tecavüz edildiği yer. Kadının değer verilir. Her iki kadından birinin dayak yediği ve tecavüz edildiği yer. Kadın-erkek eşitliğinde 136 ülke arasında 120'inci sıradayız. Yabancıyı sever misafirperver bir ülke burası. 5 ülkeyi otostopla gezip Türkiye'ye geldiğinde tecavüz edilip üstüne de başını taşla ezip öldürdüler. Çok namuslu bir ülkeyiz. Kayınpederinin ördeğine tecavüz eden 4 çocuk babası 50 yaşındaki "adam" gibi. Ördek, ameliyatla kurtarıldı ama sahibi tarafından "namusu bozuldu" gerekçesiyle kesilmekten kurtulamadı. İşiniz zor FEMEN. Ama iyi ki geldiniz İhtiyaç çoktu size. Hoş Geldiniz.

1 Kasım 2013 Cuma

Mutlu Olmak İçin Bahanen Yok

Öyle zamanlarda öyle şeyler yapmak isteriz ki kendimizi mutlu hissedebilelim. Kafamıza bir şey takmadan her yere gidelim. Atlayalım bisikletlerimize gidelim. Kaybolalım kendi dünyamızda. Yanımıza bir tek sırt çantamızı alalım.

Çok zor değildir kafaya bir şey takmamak. Keyfimizin kahyası olmalı ve o kahyayı dinlemek lazım ara arada olsa en azından. Bazen içimizdeki çocuğun çığlıklarına kulak vermeliyiz. Onu dinlemek gerekir. Aradığımız huzur belki oradadır da biz göremiyoruz. Bir yerden birileri bize sesleniyor ama biz duyuyor muyuz onları hiç?

Huzuru dışarıda arayacağımıza açık bir baksak içimize. Huzur içimizde bir yerde ve görmüyorsak eğer harcadığımız çabanın ve yaşadığımız acıların bize zararı yok mu? Üzülüyorsak suç bizimdir. Kendimizde aramalıyız tüm hataları. Kimsenin suçu değil mutsuzluğumuzun. Mutsuz isek tek suçlu biziz.

Çevre yapacağım, işimi büyüteceğim diye diye ne kadar mutsuzluk yaşadıklarımızı biliriz. Sonrasında başardık en azından mutlu olmak gerekir ama yine mutlu olunmuyor. Çünkü mutlu olmak için yaptıklarımızın sonunda yine mutsuzluk var. Mutluk olmak ikili elinin arasına aldığın kafanın içindeki fikirlerde ve bastırılmış duygular yatar.

Çok mu için sıkılıyor. Git bir çadır al dört kişilik. Dört kişi den az olmasın. En yakın arkadaşlarını ara hemen. Sonra birer bisiklet kiralayın ya da satın alın hafta sonunu beraber geçirir istediğiniz gibi. Sonra işinizin başına dönünce ne kadar mutlu ve huzurlu olacağınızı göreceksiniz. Para yok demeyin. Biz nelere para veriyoruz. En basiti akılsız telefonlara neredeyse iki maaşın kadar para yatırıyorsun. Mutlu olmak için bahanen yok senin.