Samet Demir
Okunacak o kadar çok kitap, dinlenecek o kadar güzel müzik ve izlenecek o kadar sayısız film varken hayat bu kadar sıkıcı olmamalı olamaz
11 Ağustos 2014 Pazartesi
10 Ağustos Seçimleri
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez bir cumhurbaşkanı halkın iradesiyle seçildi. Seçime katılım azdı diğer seçimlere göre bunu çok sebebi vardı. Adayların halkın bir kesimi tarafından sevilmemesi ya da daha önce oy kullandığı sandığa gidip okulun ya da sandığın değiştiğini öğrenen vardı.
Dün sandık başında Oy ve Ötesi projesi olarak müşahit görevindeydim. Burada herhangi bir parti ya da siyasi kişi adına bulunmak istemiyordum. Daha önce de ilçe seçim kuruluna gittiğimde bana bunların imkansız olacağını söylediler. Oy ve Ötesi olarak sayın Ekmeleddin Mehmet İhsanoğlu'nun gözlemcisi olarak katıldım. Ek olarak da CHP gözlemci kartı göndermişler herhangi bir sorun karşısında onu kullanırsın diye.
Sabah 8 de gelen çok kişi oldu. Hepsi vatan görevi oyumu kullanıp gideceğim diyordu. İçinde hükümete, adaylara, diğer partilere sinir olup küfredip oy kullanmadan gidenler vardı. Sandık başında dua eden, beddua eden, sandık kurulana küfredenler bile vardı.
Benim gözlemdiğim bir kaç güzel olay var. Sizlere onları anlatayım. Sabah erken saatlerde sandıkta sıra oldu. Yardımcı olmayan çalışan sandık kuruluna bir kaç kişi "Ben başbakan değil cumhurbaşkanı seçiyorum. Oyuma karışamazsınız" diyordu. Ne güzel bilinçlenmiş halkımızdan bir kaç kişi. Ne seçtiğini neye göre seçeceğini biliyor. Bize böyle halk lazım. Nerede ne zaman neyi seçtiğini çok iyi bilen. Görüşleri uyuştuğu partinin adaylarını beğenmeyip o partiye oy vermeyen, görüşleri uyuşmadığı için o partiye oy vermeyip sadece aday içi oy verenler lazım.
Diğer bir olay alsında çok ironikti. Bir abla oy atıp sandığın başına geçip "Allahım sen kötülerden ırak eyle bizi, kötülere muhtaç etme"diye dua ettikten sonra sandık kuruluna dönüp "Oylarımıza sahip çıkın diğer seçim gibi çaldırmayın" dedi. Ben bu görev için oradaydım zaten. Kimsenin oyunu kimseye çaldırmamak için. Yerimden kalkıp ablama sarıldım. "Oyun bende takipçisiyim ben. Sen rahat ol" dedikten sonra gitti.
En kötü yanı bir oy için yatalak anne-babalarını yataklarından kaldırıp getirenler vardı. O kadar agresif olmuşlar ki hasta anne-babalarının oyu onlar için çok şey.
14 milyon seçmen sandık başına gitmemiş. Doğru 14 milyon seçmene hitap eden bir aday mı var? Hatta gidenlerin bir çoğu "MECBURİYETTEN"ten verdi. İşinden, evinden, eşinden olmamak için hiç istemeye istemeye oy attılar.
Sandıklar açıldıktan sonra %51 oy oranıyla Recep Tayyip Erdoğan halk tarafından seçilen ilk cumhurbaşkanı oldu.
Propaganda döneminde adayların seçildikten sonra yapacaklarını anlattılar. Erdoğan'ın ağzında hep yıllardır başkanlık sistemi vardı ve bunu hep dile getirdi. Başbakanı ortadan kaldırım cumhurbaşkanını da devlet başkanı yapıp herşeyi tek bir elde toplamak istiyordu. Seçildi artık herşeyi yapar rahat rahat. %51 bunu duydu gördü ve ilerleyen zamanlarda diğer %49 du da bu sistemi kabul eden gerici zihniyet demek istemiyorum ama o kadar geriler. Halk hiçbir zaman bir şey istemedi hep üsttekiler istedi. Cumhuriyet kurulurken bu halk cumhuriyet istedi mi? İstemedi Atatürk ve arkadaşları istedi halk da kabul etti. Şimdi de Osmanlı dönemine yavaş yavaş geri dönüyoruz.
Haremlik-selamlık olmaya gidiyoruz. Çok değil 2-3 ay sonra bu oyların acısı çıkacak hepimizden. Çıkar ilişkileri için herşeyini namusunu bile köşeye atanlar oldu.
Dış basın herşeyi abartıyor diyenler var. Evet olabilir abarta bilirler ama dinleyen kim? Sizler hep yüzümü hep batıya döndük doğuya sırtımızı döndük dediniz. Öyle de oldu. Çok yakın 13 Mayıs'da Soma'da maden kazasında Arap dünyasından bırakın Arapları Müslümanlardan geçmiş olsun diyen bile olmadı. Ama ne zaman orada bir olay olsa (hak ettiler onlar bu olayları) hemen Türkiye'ye geliyorlar. O hiç sevmediğiniz Avrupa ülkeleri zor durumumuzda bize yardım getiren ülkeler arasındaydı hep. Müslümanlığı yerlere atan bir Müslüman dünyası olmuş çıkmış. En güzel din olmasına rağmen bunu seçimlerde kullanarak, halkın en zayıf yeri olan iman gücünden faydalanan çok oldu.
Dini ağzına sakız gibi alanlar ne kadar dindar? Laikliği hep dinsizlik diye yorumlayan din alimleri ne kadar alim? Laiklik dini devlet işleri bulaştırmamak. Dini katarak değil vicdanını, hakkı, demokrasiyi ve eşitliliği katarak yapılması. Bunu gördükleri halde söylemiyorlar.
Muhalefetin hiç mi suçu yok? Asıl tüm bu olanlar/olacak olanlar onları suçu. Halkı hep duymazlıktan geldiler. Halkın sesini değil kendi seslerini duydular ve tüm sonuçlar yüzlerine tokat gibi çarpılmasına rağmen hala ders aldıkları yok ve alacağa da benzemiyorlar.
CHP, Atatürk ilke ve inkilaplarının temsilcisi olmasına rağmen içindeki kaç kişi Atatürk'ü biliyor? Gösterdikleri ortak çatı adayı kime hitabendi? Aday olarak CHP, MHP'yi ve diğerlerini temsil etmiyordu kesinlikle. Çünkü Ekmeleddin beyin hep söylediği "Müslüman olup laik olunmayacağı söyleniyor ama ben hiç bir zaman dini ağzıma alıp iş yapmadım. İnandığım şeyler uğruna yaptım tüm yaptıklarımı" dedi. Haklıydı sonuna kadar. Kişilik olarak diğer adaylardan çok ama çok öndeydi ama bu seçimi başbakanlığa çeviren Erdoğan karşısında hiç şansı yoktu. Çünkü Erdoğan'da liderlik vasıfları var kim ne derse desin.
Melih Gökçek yerel seçimlerde güvendiğim tek yer köyler demişti. Köy sonuçları da gelince kazandı. "Köylü milletin efendisidir" diyen kimdi? Unutanlar ortada. Şehirlerde değil ki halk. Halk köylerde. Şehirde yaşanların her şeyi yerinde olunca ondan herşeye boykot ediyor. Köy halkı zamanında ve yerinde konuşuyor hep. Sandıkta konuşuyor.
Yolsuzluklara karşı kurulan bir siyasi parti yolsuzluklarla adı anılıp gözaltına alınmalar başlayınca onu oraya getiren tüm kişilere isyan etti ve hepsini dışladı. Öyle güzel oyunlar ettiler ki suçlu durumundan mağdur durumuna geldiler. Kendileri çok güzel akladılar tek tek tebrik etmek gerekir. Ne zaman zor duruma düşseler hemen kareli ceket giyiyorlar. Bunları bizim irademiz alamayacak baştan ancak yüce Allah alacak ve kurtaracak bizi.
Yeni bir sürece giriyor Türkiye. Yıllardır sorun olmayan alevi, kürt, çerkez... gibi olaylar nedense 12 yıl içinde çok sorun olmuştu. Bozup yaptılar biz yaptık dediler oldu. Kimse hatırlamıyor galiba İmam Hatip Liselerini kapatan AKP hükümetiydi açanda onlar oldu. Açıldıktan sonra Erdoğan'ın söylemleri biz açtık siz kapattınız oldu. Amerika gibi yapıyorlar. İlk önce bozup sonra yapıyorlar biz yaptık diyorlar.
Kim ne derse desin artık Türkiye'yi çok büyük belirsizlikler bekliyor. Hele ki gençlerini. O kadar boş bir gençlik geliyor ki onlar olacak tüm belaların başı. Bu ülkenin %51'inin seçtiğini biz de kabulleriniz tek duamız "ALLAHIM DÜŞMAN ELİNE BAKITMASIN, KÖTÜLÜKLERDEN UZAK VE KOMŞULARIMIZLA BAŞTA OLMAK ÜZERE TÜM DÜNYA DEVLETLERİYE BARIŞ VE HUZUR İÇİNDE YAŞAYALIM"
30 Temmuz 2014 Çarşamba
Cins
"Bilmediğin bir şey yok ama sosyal bir kişi değilsin" son zamanlarda hatta hep bana söylenen cümle bu.
Ya ben sosyal değilim ya da siz çok dolusunuz. Ya da ben sosyalim ya da siz çok boşsunuz. Ya ben hiç bir şey bilmiyorum ya da siz çok şey biliyorsunuz.
Tek bildiğim bir şey var ben sizlerin deyimi ile "CİNS" birisiyim. Bunu en çok annem kullanıyor bana karşı. Farklı olmanın tuhaf karşılandığı topraklardayız zaten biz. Benim farklılığım iyi anlamda olmasına rağmen yadırganıyorum. Ama Avrupa, Asya ve Afrika kıtasından tanıştığım hiç bir arkadaşım benimle sorun yaşamıyor. Ben bu topraklara ait değilim demek ki. Ben bunu anlıyorum.
Her şeyden öte ben sizler gibi ilk gördüğüm kişiye içimi döküp benim hakkımda dedikodu yapmasına asla izin vermem. Benim dedikodumu yapan yoktur. Çünkü benim hakkımda birşey bilmezler. Küpe taktığım günü hiç unutmam. Bana neler neler dediler. Şimdi benim hakkımda ileri geri konuşanlarında küpesi var bende karşılarına geçip bana dediklerini yüzlerine dedim. Hepsi ile aram bozuldu. Bana dediklerinde bozulmamıştı ama ben aynı cümleleri söyleyince bozuldu.
Şimdi kim CİNS ya da değil? Kim sosyal ya da değil? Sosyallik insan arasında her aşağılanmak için eğlenmek ise ben onlardan değilim. Bir şeyde zevk yoksa o onda olmadığından değil sende olmadığındandır.
19 Temmuz 2014 Cumartesi
Neden Değil Sonuç
Kırmızı bulutlar olsun mavi gökyüzünde.
Pembe martılar uçsun gri denizin üzerinde.
Dudaklar kırmızıyken söylensin tüm acı sözler.
Kalemin rengi yeşil olsun hep.
Ağlamalarımız sadece gülerken olsun.
Yaş gözlerimizden gülmekten dökülsün.
Tüm bunları çok ütopik geliyor deniz kenarında şiir yazan tıknaz, saçları kar beyazı olmuş ve sakalı saçlarına inat simsiyah adama. Şair farkında kelimelerin birer harf düzeni olmadığının. Yazılıp söylendiğinde birer silah görevi alır tüm harfler. Ya da söylenmediğinde.
Gökyüzünde uçan uçurtma gibi özgür olmak ister ama hiç farkında olmaz o uçurtma da bir ipe bağlı. İşte bizim özgürlük anlayışımız. Hep bir şeye bağlı kalırız. Kafamıza göre canımız ne isterse onu yaparsak özgürüz sanırız kendimizi ama hiç farkında değilizdir her şey bir ipe bağlıdır.
Mutluluğumuz ya da mutsuzluğumuz bir ipe bağlı. Gülmek ve gülümsemek için bir neden arıyoruz. Nedensiz gülersen hep altında bir art niyet aranıyor. Oysa güzel değil mi nedensiz gülmek? Nedensiz sevinmez, sevmek birilerini?
Bir neden arayacağımıza bir sonuç arayalım. Hep gülelim. Üzgün olmak gülmekten daha zordur. Ağlarken yüzümüzde 160 kas gerilir. Ama gülerken sadece 20 kas gerilir. Ne kadar çok gülersek o kadar genç kalır hem bedenimiz hem de ruhumuz. Gülmek için neden değil sonuç aramak gerek şu hayatta.
2 Temmuz 2014 Çarşamba
Soru İşareti
Ne yapıyorum ben? Nasıl böyle oluyor? Neden hiç öteye gidemiyorum? Ne zaman kendime geleceğim? Ne zaman gönlümdeki elimi tutacak?
Sürekli bu soruları soruyorum kafamı yastığa koyduğumda, aynada kendime baktığımda ya da yağan yağmur sonrası yerde oluşan su birikintisinde kendime baktığımda.
Gözlerimin içindeki beni arıyorum. Gözlerime bakıyorum ama ne gördüğümü bende bilmiyorum. Benim için sadece kahverengi göz görüyorum ama sadece kahverengi. İçinde bir yerde birisi var ama ona yetişemiyorum, ellerini bana uzatmış.
Korkularımla yüzleşmekten hep korkuyorum. Kaçıyorum arkama bakmadan sürekli. Dönüp baksam geri döneceğim diye çok korkuyorum. Dayanamam ben çünkü bana kırılmış bir kalp ile bakana. Sevmiyorum karşımdaki insanda kırık olan kalbi. Kalp dediğin ne kırılmalı ne de kırdırılmalı. Sağlam olarak korumaya çalışılmalıdır.
İstemeden kırdığım çok kalp oldu. İstemeden kırıyorum çünkü onlardan bana karşı gelecek olan potansiyel bir tehlike sezdiğimden dolayı sözlerime ve hareketlerime hiç dikkat etmiyorum. Hep beni değiştirmeye çalışıyorlar ama ben değişmek değil yapılmak istiyorum. Yeniden yapılmak istiyorum. Beni onarmasınlar yeniden yapsınlar sadece. Eksiklerimi görüyorsunuz ve tabi korkularımı da ve bunlara karşı hiç dik duramadığımı da
Dik durmak istiyorum yanında
29 Haziran 2014 Pazar
Tek Bir Mum İle Yeni Hayata Merhaba 29 Haziran
Şuan tam olarak saat 00:00 ve tarih 29 Haziran 2014. Daha önce de defalarca söyledim ve yazdım. 21. yaş günümü hatırlayanlar olacak artık yeni hayatımda diye. Aşağıya teker teker isimlerini ve kim olduklarını yazacağım. İsimleri yer alan kişiler ne derlerse desinler, hangi durumda olursam olayım hemen yapacağım hiç düşünmeden. Bir insanın doğduğu gün yanında değilseniz öldüğü gün yanında olmanıza hiç gerek yok. Artık kimse hak ettiği değerden fazlası bir gram bile vermeyeceğim. Şuan bunu yazarken gözümden yaz geliyor geride bıraktıklarım ile yaşadığım güzel anılardan dolayı. Kalbim hızlı atıyor çünkü yeni kişiler için yer açıldı yeterince. Listede ismi olanlar benim her şeyimde olacaklar. Olmayanlar ise hiçbir şeyimde olmayacaklar. Buna CENAZEM bile dahil. Bu yazı bir nevi vasiyetim olacak...
Bir tane bile hediye gelmedi. Nesnelere bağlamak istemiyorum ama tek beklediklerim kalem, defter ve bir kitaptı. Ne yazık ki hiçbiri gelmedi. Yeni deftere eski kalemler ile devam edeceğim...
Sinan Yılmaz; İlk okul arkadaşım. Zamanında ne güzel günlerimiz olmuştu. Bana gazete aşkını o aşıladı.
Güzide Erenoğlu; Üniversiteden hem sınıf arkadaşım hem de en yakın dostum İzmir'dek.i
Halime Bağcı; DEGT Kıvılcım projesinden tanıyorum kendisini. Çocuklar hiç herşeyi yapmaya hazır birisi.
Tansu Akgün; Üç yıl önce tanıştık çok iyi anlaşıyoruz ve ölümüne kankalarımdan.
Hakan Çil; DEGT Kıvılcım projesinden tanıyorum. Toplulukta kalbi en iyiler arasında ve sağlam bir karakter.
Müge Değirmenci; Eski sevgilim. Tatsız şeyler yaşadık arkadaş olmaya çalışıyoruz.
Tuğba Çetin; DEGT Kitap projesinden proje arkadaşım. Çok tatlı bir kız ve çok samimi.
Halime Kural; Liseden arkadaşım aynı sınıfta değildik mezun olduktan sonra tanıştık onunla.
Taha Aksoylu; İzmir'de ilk tanıştığım arkadaşlar ve ilk oda arkadaşım. Çok şey paylaştık beraber dostum.
Serkan Baki; Üniversiteden sınıf arkadaşım. Beraber takılırdık ekip olarak bi aralar.
Melek Karaaslan; Tanışmadık daha yüz yüze. Öyle sohbetimizde olmadı. Bir gün tanışacağım onunla.
Selin Saklıyan; DEGT Gökkuşağı projesinden. İki kez gördüm sadece. İlkinde kazayla tanışmıştık. Ben toplantı masasını karıştırmıştım.
Beyza Sarıçoban; Sinema Topluluğundan bir sinema sever. Çok çalışıyor başaracak bir gün inanıyorum.
Seda Yağmur; DEGT Kıvılcım projesinden. İlk tanışmamızda biraz zıtlaştık ama sonradan ısındın birbirimize. Yapacağım değişimi bilen ve ilk başarılar dileyen. Ne derse yapmaya hazırım.
Sahra Yalçın; Kendisiyle DEGT ile Soma'ya gittiğimizde tanışmıştık. Keşke orada tanışmasaydık. Bu sene mezun oldu. Bir daha nerede ne zaman görüşürüz bilemiyorum.
Şadi Yıldırım; Kendisini ilk twitterdan tanımıştım. DEGT gönülsüymüş sonradan öğrendim.
Ceyda Kaplan; Kendisini tanımıyorum facebooktan biraz konuştuk sadece,
Recep Atakan; İlkokul 7. sınıfta sıra arkadaşımdı. En son o zaman görmüştüm bir de geçen ay facebook üzerinden konuştuk. Özlediğim insanlar arasında. Ne de olsa aynı sıradan çıktık biz.
Hakan Dinç; Lisedeki en iyi arkadaşlarımdan. Beraber herşeyi yaptık. Otostop çektik, okuldan kaçtık, kopya çektik, hocalarla kavga da ettik. İzmir'e geldi beraber yağmurda bile ıslandık.
Mustafa Kısaoğlu; Lise 1de sıra arkadaşımdı. Beraber okul derecesine oynuyorduk. Bilgi yarışmasında 9-F'yi birinci yaptık. Beraber bizden kopya çekenleri ters köşe yaptık. O genel statü de okul birincisi ben de ikincisi oldum.
Ayşegül Uçtu; Lisede aynı bölümün alt sınıfındaydı.
Ruken Benek; DEGT topluluğunun en eğlenceli kızı bence kendisi. Çok temiz bir kalbi var.
Ahmet Kıvanç; İzmir'e ilk geldiğimde tanıştığım ilk kişilerden. Kendisi dostum ve hemşehrim.
Şerife Önder; DEGT'den o da. O da 28 Haziran'da doğmuş.
Eda Özen; Dershaneden üniversiteye hazırlık sınıfından arkadaşım. Çok iyi birisi.
Muhammed Filiz; Namıdeğer filiz. Dershanede aynı sınıftaydık adam polis oldu çıktı.
İlknur Kavacık; İlkokuldaki sevgilim. 6 Yıldır görmüyorum kendisini. Ama hiç değişmemiş.
Özge Deniz; Üniversiteden sınıf arkadaşım. Aynı hocaları aynı anda andık.
Ali Alparslan; Dersahane hocası. Kendi dershanesinde bir kez dersine girmiştim. Tanıdığım en iyi matematik hocalarından birisi.
Ezgi Erkılınç; Üniversitedeki hazırlık sınıfından arkadaşım. Çok iyi bir kız. Tarsus'u temsil ediyor resmen kendisi iyi ile.
Seda Uçak; Eski komşu kızı. Beraber büyüdük gibi neredeyse.
NİHAN ÖZGÜVEN; Üniversitede pazarlama dersime giren hocam. Kendisini o kadar çok sevdim ki sevgimi anlatacak hiç bir kelime yok. Dokuz Eylül Üniversitesinde tanıdığım en iyi hocalarından birisi. Gülümsemesi insanın içini ısıtıyor.
Aslı Ant; Üniversite de sınıf arkadaşım.
Salih Karakuş; İlkokul ve lise de sınıf arkadaşım. Birinci sınıftan beri tanışıyoruz. Hiç unutmam kazayla birinci sınıfta onun kaşını yarmıştım. İlkokul öğretmenimden çok dayak yemiştim. O günden beri kimseye el şakası yapmıyorum.
Merve Denizci; Kendisi ilk facebookta tanıdım sonra muhabbet ede ede iyice tanıştık. Beraber konsere gittik. Konser sahasında kolumdan tutup beni çekmeseydi iyidi. İyi eğlenmiştik beraber.
Sadık Arslan; İzmir'e geldiğimde ilk tanıdığım kişi ve hemşehrim. Beraber aynı otobüste gidip geldik Antalya'ya haberimiz olmadan. Bu okulda arkama bakmadan güveneceğim kişilerden.
Tuğba Töngüş; İlkokul arkadaşım. Arada bir yine görüşüyoruz.
Yasin Gökçeoğlu; Dostum, kardeşim... kısaca herşey o. Beşinci sınıfta tanıştık ama ikimiz de o zaman birbirimize sanki yıllardır tanışıyoruz dedik. Beraber çok şey yaptık. Kızların peşinden koştuk, okuldan kaçıp öğretmenlerden dayak yedik. Herşey güzeldi onunla. Hala da öyle. Muzip birisi değil ama seviyorum onu.
Ali Paralı; 8. sınıfta sıra arkadaşımdı. Beraber çok şeyler öğrendik biz.
Mustafa Hançerli; Üniversiteden sınıf arkadaşım.
Ömer Baybars Tek; Kendisi üniversitede muhasebe dersime giren Nergis Tek hocamın eşi. Kendisiyle tanışmadım ama eşi kadar pırlanta gibi bir insan.
Murat Bayrak; DEGT Kitap projesinden dostum. Beraber tabanız biz sesi çok çıkan. Toplulukta kafama uyan nadir insanlardan kendisi.
Utku Kağan Kozanoğlu; Sinema kulübündeki senaryo derslerinde tanışmıştık.
Cihan Acar; Liseden bir arkadaşım. Muhabbetim yoktur pek kendisiyle.
Barış Barışoğlu; Üniversitede sınıf arkadaşım. Siyaseti en rahat onunla tartışabiliyorum. Beni dinliyor ve anlıyor. CHP gençlik kollarında kendisi.
Seda Özel; DEGT'ten tanıyorum kendisini. Şirin mi şirine birisi kendisi. O tanıyıp da sevmeyen yoktur. Çok iyi birisi kendisi.
Nihal (@GezerNihal); Tam adını bilmiyorum yeni tanıyorum kendisini twitter dünyasında. Koyu bir GALATASARAYlı o da benim gibi. Renkdaşız sonuçta :)
Gizem Över; DEGT'de sekreter kendisi. Yurtta uykusunu kaçırdım kaç kere. Tanıdığım en yürekli kız.
Havva Özdemir; İlkokul arkadaşım. Kendisiyle 6. sınıftan beri tanışıyorum.
Sadife Aydın; Lisede aynı sınıftaydık.
Sena Özdemir; Kendisiyle yüz yüze daha tanışmadık ama iyi bir kız. Bir gün onunla da tanışacağım.
Mehtap Karahaliloğlu; Kendisi Gizem Kayahan'ın halası olur. 2013 de İzmir Tüyap Kitap Fuarında tanışmıştık. Bu yıl yine karşılaştık beni hiç unutmamış tabi bende onu.
Şeref Yumak; İlk okulda sınıf arkadaşım, lisede de okul arkadaşımdı.
Ali Erdem; DEGT'dan tanıyorum kendisini. Sadece sporcu değil iyi bir kişilik.
Hatice Uslu; İlkokul arkadaşım.
Erman Şiviloğlu; DEGT'den tanıyorum kendisini. İyi tavla oynuyor.
Fatma Yılmaz; İlkokul arkadaşım.
Furkan Acar; Geçen yıl ki yurt arkadaşım.
Seher Karakobak; Kendisiyle tanışmıyorum ama biraz konuşmuşluğum var.
Özgür Çiçekçi; DEGT Kitap projesinden arkadaşım.
Dilay Yıldız; Kendisiyle 3 yıl önce tanışmıştık. O günden beri hiç görüşmedik. Çok iyi birisi.
Seyhun Kıran; 2 yıldır ders notlarını ve sorularını ondan alıyorum. Tanıdığım en iyi fotokopici.
Ezgi Örsel; Kendisiyle Tufan Yakar'ın eğitiminde bir araya geldik ama daha hiç yüz yüze tanışmadık. Biraz konuştuk. Esaslı kız.
Halil Demir; Amcaoğlum. Pek samimiyetimiz yok malum benim akrabalara olan tutumumdan dolayı.
Özlem Güleç; Lise 2 de aynı sınıftaydık. Sonra ne oldu bilmiyorum ama okulu bıraktı. Lise sonda staj yaparken geldi yanıma görüştük. Hayatımda gördüğüm soyadını taşıyan tek kişi gibi. Hep yüzü gülüyor. Güleç birisi kendisi. Keşke düğününe çağırsaydı bizi.
Hakan Şanlı; Yurttan arkadaşım.
Eyüp Can Doluel; Yurtta oda arkadaşım.
Serhat Dağ; Yurtta oda arkadaşım.
Sinan Karaman; Yurtta oda arkadaşım.
Ali Nail Kiremit; Üniversite hazırlık sınıfından arkadaşım. Hazırlıktan bu güne kadar görüştüğüm tek kişi neredeyse. Kankam, dostum... her şey kendisi. Dostluğumuz sonsuza kadar devam edecek onunla.
Tuğba Elinç; DEGT'den tanıdığım ne tatlı kişi. Çok temiz bir kalbi var. Gecenin bir yarısında bana doğum günü mesajı attı. "Sen kitap yazmayı ve hayatları ekrana yansıtmayı seven adam. Yüreği çarşaflara sarılmış adam" diye mesaj atıp gecenin 01:36 sında beni ağlatan tek kişi oldu. Onu yeri bende bambaşka artık. O ne derse anında yapılacak. Nereye gel derse ondan önce geleceğim. Bağlantımı hiç koparmayacağım ve koparmasına da izin vermeyeceğim asla onun. Beraber parkta içip dertleşmedik mi? Kalbimde öldürdüğüm kişiyi ilk ona söyledim. Hiç bir çekindiğim bir şey yok artık kendisinden. Seviyorum seni mavi gökyüzünde uçan uçurtma.
Servet Saygınoğlu; Kendisi yazar. 3 yıl önce facebook üzerinden konuştuk ve geçen yıl kitap fuarında tanıştık ve dostum oldu kendisi. O kadar iyi yürekli bir insan ki ezilmenin ne olduğunu en iyi yazanlardan birisi. Kalemine güveniyorum kendisinin.
Emre Süner; Gizem Kayahan'ın imza günlerinde tanıştık. Pek samimiyetimiz yok ama çok iyi bir kız. Bir ara çaya davet edeceğim. Hayır diyemez. Ortak paydamız çok büyük. Kitap paydamız.
Gizem Kayahan; Kedisi yazar. Bilmeyen yoktur benim Gizem ile olan samimiyetimi. 3 yıldır tanışıyoruz kendisiyle. Yazdığı herşeyi okuyorum. Tüm kitaplarını okudum. Çok tatlı ve samimi birisi. Geleceğin Canan Tan'ı olmak istiyor. Onun yanında olacağım hep. Biliyorum o da benim yanımda olacak.
Sezen Aydın; Lisedeki edebiyat hocam. Kendisi bu hayatta tanıdığım en değerli hocalarımdan. Bilgisi ve kişiliği ile beni etkilemişti. Sonra da gösterdiği yol ile. Benim okumamı, edebiyat dünyasını sevmemi, konuşmamı, yaptıkarımın, şuan bulunduğum okulda olmamın, yazdığım senaryoların, hikayelerin, kitabın hatta bu yazının bile sebebi kendisi. Bana açtığı yolda elime verdiği fener ile ilerliyorum. İstanbul'da öğretmenlik yapıyor şuan. İstanbul'a ilk gittiğimde göreceğim ilk kişi kendisi. Ben de yeri bambaşkadır Sezen hocamın. İyi ki kader onu karşıma çıkardı. Çok iyi birisi. Eşiminde tıpkı kendisi gibi olmasını istiyorum Allah'tan.
Ve son olarak Ailem; Kardeşim ve babam. İkisi bambaşka. Ne sevindiklerini anlarım ne de üzüldüklerini. Ve tabi annem. Beni doğurdu saatte arıyor hep. Bu hayatta güvendiğim tek kişi. Ne derse yaparım. Onun kalbini kıranın hayatını karartırım. Hayatımın kadını kendisi. Hep yanımda hissediyorum. Hiç bir kadını onun kadar sevemem. O benim meleğim, ANNEM!
Yukarıda ismi geçen herkes cenazeme davet edilecek. 21 yıl öne doğdum. Yazmayı ve okumayı hep sevdim ama kimse bana kalem, defter ne de bir kitap hediye etti. Bekledim hep. Bunları geçtim üzerinde bir tane bile olsa bir mum olan pasta bekledim ama yoktu. Hüzünlendim. Artık herkese ettiği kadar değer var. Doğum günüdür dilek tutmak gerekir diye kendime ıslak kek aldım ve üzeri bir mum koyup dilek diledim. Yanımda kimsecikler yoktu ama gönlümde burada yazan herkes vardı. Buradaki kişilere telefonum 7/24 açık. Diğeri hiç boşuna aramasın açmam. Açmayacağım da. Eski Samet gitti. Artık yerine hiç egoistlik yapmadığı halde egoist dediniz ve artık o var. Bencil olmadan bencil dediniz o var artık. Haksız olduğunda hemen kabul edip çirkeflik yapmayan birisi vardı ve hiç sevmediğiniz onu ama artık çok çirkef birisi var. Kalemime kimse laf atamaz. Atacak olanın dilini yerine güzelce koyup kopartacağım. Yazdıklarıma laf atmaya kimsenin hakkı yok artık. Bundan sonra Türkiye'de neredeyse hiç kullanılmayan kelime olan "BİLMİYORUM"u benden çok duyacaksınız. Ve sizi kırdığımda neden sorunuzun cevabı artık "CANIM ÖYLE İSTEDİ" olacak. Buradaki insanlara her karşılaştığımda artık tokalaşmak yok. Direk boyunlarına sarılıp iki yanağından öpeceğim. Yeni hayatıma giren ilk kişiler sonuçta. Beni hatırladılar en başta.
Doğduğum günde yanımda olmayanların benim mutlu olduğum günlerde yanımda olmasına hiç gerek yok. Yeni insanlara yer açtım. Giden çok malum yer fazlasıyla. Artık kalbimi kimsenin kırmasına izin vermeyeceğim.
28 Haziran 2014 Cumartesi
Değişim
Uzun süredir hep değişim değişim diyordum artık onu yapmanı zamanı geldi fazlasıyla. Artık kimsenin beni üzmesine izin vermeyeceğim. Beni tanımak isteyen varsa burcuma baksın yeter. Dürüst olanlar olacak sadece. Siyasetçi cevapları verenlere güle güle diyorum artık
28 Haziran
28 Haziran 1993 saat 13:12 de Finike'de dünyaya geldim. Aradan 21 yıl geçti. 21 yıl boyunca doğum gününü tam saatinde bir tek annem kutladı. 18 yaşına kadar annemin dışında kimse benim ne zaman doğduğumu bilmiyordu.
Her 28 Haziran'da yıllardır hayatımda birşeyler değişiyor. 14. yaşıma girdiğim gün hastahanede hemşire gülümseyerek kolumdan kan almıştı. O günden beri o gülümsemeyi bana kimse gösteremedi. 18. yaşıma girdiğimde de bir hemşire gülümseyerek kolumdan kan almıştı. O yüzden kan vermeyi değil iğneden korkar oldum.
Kendim için hep bir dönüm noktası olmuştur doğum günüm. Yeni insanların hayatıma çok rahat girebildiği bir dönemdir. Kimseyle aramda birşey kalmaz o tarihten sonra. Herşeyi sıfırlıyorum. Doğum günümü unutmayıp hatırlayanlar ile samimiyetimiz zaten çok ayrıdır.
Çok önem veren birisi değildim doğum günüme. 18. yaş günümden sonra herşey değişti. Nedenini bilmiyorum ama o günden sonra 28 Haziran'dan sonra yeni sayfa açmıyorum hayatımda. Yeni defter alıyorum hayatıma. Sıfırlıyorum geride kalan acıları. Tatlılar unutulmaz zaten.
Bu sefer farklı olacak ama. Beni üzenler ile bir daha bir araya gelmeyeceğim. Haklı olduğumda konuştukça bana egoist dediler, haksız olduğumda kabullenip susardım o zaman da çok pısırık dediler. Neden çirkeflik yapmadığımı hep merak ettiler. Çünkü bilmiyorlar ki benim hiç bir insanı üzmek gibi bir niyetimin olmadığını. Kimseyi üzmedim bugüne kadar ama o kadar pişmanım ki üzmediğime. Üzmüş olsaydım keşke birilerini. O zaman benim iyi tanırlardı.
28 Haziran 2014 tarihinden sonra tamamen kapanıyor eski sayfalar. Kimseyi sevmeye çalışmayacağım. Herkese nötr olacağım. Nerede ne yaptığımı söylemeyeceğim. Türkiye'de pek kullanılmayan "BİLMİYORUM" kelimesini çok kullanacağım bildiğim halde. Benim okuduklarımı bana bilmiyormuşum gibi anlatanlar oldu hep. Biliyorum dedikçe hevesleri kırılmıştı. Artık heveslerini kırmayacağım.
Canım bir şey istemediğinde yapmıyordum. Bana hep adam seçiyorsun, kızlar arasa koşa koşa gidersin dediler. Doğru dedikleri. Benim konuşmalarım sizi rahatsız ediyor ama kimse yok demesinler yanımda diye beni çağırıyorsunuz biliyorum bunu da. Ama artık yok. "CANIM ÖYLE İSTEDİ" diyeceğim çok şey olacak artık. Keyfime göre yaşayacağım. İstediğim zaman istediğim kişiyi arayacağım. Hiçbir arkadaşı param yok bir yere gitmeyelim demedim. Sadece kafam ağrıyor kaldıramam oraları dedim. Ama onlara ben bir yere gidelim dediğimde param yok diyorlardı ama bir saat sonra bir kafede birisi ile takılırlar. Para aşkı ile yanıp tutuşan ben oldum. Doğru paranın esiri benim. O yüzden param yok yapmam demiyorum. Kapitalist olan benim kimseyi aşağılamadan. Hiç çıkar ilişkim olmadı. Herkes çıkar ilişkisi ile yaşıyor. Sesimi çok çıkartacağım artık. Beni duymayan kalmasın. Sessizlik bozuyor.
Sertab Erener'in dediği gibi "Bana yeni bir gülecek neden lazım" diyorum. Artık yakınımdaki kişiler yüzümü güldürmüyor. Kalbime zarar veriyorlar.
Bu sene iyi geçmedi, söylemem lazım
Kader beni seçmedi ama görmemem lazım
Belki birden bire yeniden başlamam gerek
Eskiden taptığımı bugün taşlamam gerek
Bundan sonra benim kafam hep güzel olacak. Sırt çantamı alıp gideceğim çok yer olacak. Yeni sayfalarım kalmadı artık kimseye ayıracak. Gelen defteriyle gelsin artık. Ben sevmekten yoruldum. Sevmeyeceğim kimseyi. Yalanlar söyleyip "seni seviyorum" diyeceğim. Çünkü bunlara ihtiyaçları var. Kimse söylemek istediklerini söylemez. Sadece duymak istediklerini söyler başkalarına. Hanginiz gerçekten sevdiğiniz için yanınızdaki kişiye tahammül ediyorsunuz? Mecbur olduğunuz için yanınızda o kişi. Benim bildiklerim, benim düşündüklerim bana artık. Egoist olacağım. Olmadığım için bana dediniz bari olayım da dediklerinize değsin. Dara düştüğünüzde ararsanız işte o zaman hesap günüdür. Sevgilisiyle kavga edip, paraya ihtiyacı olup, birisine ihtiyacı olan kişiler artık nasıl davrandığımı görecekler çok temiz.
Kitabıma gömeceğim kendimi. Artık bitirmek istiyorum. Uzun metraj film senaryosuna da başladım. Yeni yeni kısa filmler çekeceğim. Artık benim üç tane sevgilim var. Kitaplarım, senaryolarım ve filmlerim. Kimseye okutmayacağım. Sadece görecekler o kadar. Kendisini değiştiremeyenler sadece dış görünüşü değiştirirler.
29 Haziran sabahı yeni bir ben, yeni bir hayat başlıyor benim için.
Etiketler:
1993,
28 Haziran,
Sertap Erener,
Yeni Bir Ben
Yer:
İzmir, Türkiye
Kaydol:
Yorumlar (Atom)


