25 Temmuz 2012 Çarşamba

Beceriksizlik ve Zamanlama Sorunu


Bu gece de ezilenlerin yanındaydık; üçüncü kadeh şarabımı içiyordum.
İçerken muhabbet ediliyor olmasının sebebi, insaların genelde sarhoşken doğruyu cesurca sergilemelerinden kaynaklanır.

Doğru olan, insanlarla muhabbet etmektir. Ancak bu şekilde şiddetsiz bir düzen elde edilebilir.
Silah, konuşmaktan daha etkili olsaydı; ağız kısımlarımıza çoktan silah monte etmiştik.
Tamam, silahlar 'bazı' insanların 'bazı' doğrularını aktif kılmaya yaramıştır belki de, ama bunlar, o durumların gerçekten doğru olduğu anlamına gelmez.

'Gerçek doğru' gerçekten bir yalan.

"Peki, senin düşüncen nedir?" dedi, kadeh tutmanın ne anlama geldiğinden bi'haber olan adam, şaraba saygısızlık ederken.
"Bana soracak olursan -ki sordun; insanlar zamanlama sorunu yaşıyorlar dostum."
"Nasıl yani?" dedi, burnundaki sümükten haberi olmayacak kadar çok içip burnunu uyuşturmuş ve kırmızılaştırmış adam.

"Şöyle ki; insanlar genelde gençken pek birikim yapmazlar. Kazanır, yerler. Yaşlanmaya başlayınca, kazandıklarını biriktirmeye çalışırlar ki ilerleyen dönemlerinde rahat edebilsinler diye. Bu bir zamanlama hatasıdır; yani gençken biriktirmek gerekmez mi? İsraf döneminde bir yanlışlık var."
"Gençlik yılları; kanın hızlı aktığı dönemlerdir, bu tarz bir şey normal değil mi sence?" dedi, barın karanlığını yüzüne maske edinmiş adam.

"Bunun gençlik ile alâkası yok, bunun biyoloji ile alâkası var; hücreler bile zamanlama sorunu yaşıyorlar. İlk dönemler hızlı çalışıp 'genç' kılıyorlar, ilerleyen dönemler yavaşlayıp 'yaşlı' ilan ediveriyorlar kişiyi.
Çoğu insan gençken, bir çok yaşlı geçinen insandan daha çok yük alır sırtına. Yaş, bahanedir dostum.
Toplumun 'doğru' kıldığı durumların hepsi bazı kişilerin ağzından çıkmıştır. Neden adını bile bilmediğim bir kaç yavşağın doğrularını kabul edelim ki?... Tüm bu düzende bir zamanlama sorun mevcut dostum -ki zamanın bile göreceli olduğunu düşünürsek...siktir et. Hücrelerin de canı cehenneme, kumbaranında."

"Şerefe." dedi, gülümsemeye çalışarak ortamın mizahi havasına katılmak isteyen adam.
"Peki tanrının sözleri? Onun doğruları?" diye devam etti.

"Ah... bana yer yüzünde bir tane düşünen insan göster ki 'ben daha iyisini yapardım' demesin. Sen bile daha iyisini yapabilirsin dostum."
Hakaret mi ediyordum, yoksa tanrıdan bile üstün tutuyordum diye düşünmeye başlamıştı karşımdaki adam.

"...Yani şu dünyaya bak; gerçekten bok götürüyor her şeyi. Eğer bahsedilen tanrı yunanların kültüründen sağ çıkabilen 'beceriksizlik tanrısı' ise; işte o zaman her şey kabul edilebilir. Biz de ibadet etmeyi beceremediğimiz için muhakkak onun cennetine kabul edilebiliriz. Bu varsayım ile yola çıkarak, dünya üzerinde düzen kurmayı becermeye çalışan tüm kafirlerin beceriksizce yanışını izleyeceğiz dostum. Zira, ,bir tanrının varlığının şüpheye düşmesi bile onun beceriksizliğinin kanıtıdır."
"İşte buna içilir." dedi, Yunan tanrıları arasında bile yer edinemeyecek kadar hayal ürünü olan adam.
"Tüm beceriksizlere!"

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder