Hayal dünyamız ne kadar da güzel geliyor bazen. Her şey istediğim gibi. İstemediğimiz hiç bir şey yok orada. Kimi istiyorsak o var. Gereksiz kimse yok. Engel olmaya çalışan yok. Hayallerimizin önüne geçen yok.
İlk sevgilimizi hatırlar mıyız hiç? Aslında hatırlamak gerek. İlkti çünkü. Unutulmaz. Unutulamaz. Çok hatamızda olsa hep gülümseyerek hatırlarız. Öyle hatırlamıyorsak da öyle hatırlamalıyız. Onunla beraber ne kadar da güzel hayaller kurardık. Sonra o hayal dünyamızı birbirimize anlatıp, kahkahalar atarak gülerdik. Peki bize orada karışan, müdahale eden var mıydı?
İlkin verdiği tadı, zevki daha sonrası/sonraki veremez. Tıpkı susadığımız da ilk içtiğimiz bir bardak su gibi. Sonrası o kadar da rahatlatmaz bizi. Kurulan o kadar hayalimiz var ki yıkılandan az. En çok hayallerimiz yıkılır, kurulmadan. Belki malzemeden çalıyoruz, belki de hayat bizi çalıyordu. Büyük bir bilinmezlik sonuçta.
Bir dünya kurdum hayalimde. Zor anlarımda hep oraya kaçarım. Rahatlatır orası beni. Kimseyi koymadım oraya. Huzuru bozmasın diye. Zamanlar birileri o hayal dünyamın içinde yer alacak o zamanı ben bile bilmiyorum. Yeri ve zamanı geldiğinde o dünyamda yaşamaya değer insanlar bulacağıma inanıyorum.
Kusursuz bir dünya kurmadım. Şimdikinden daha az kusurlu. En azından içine yalan, yanlış, hile koymadım. Üzülmemek için hep. Tek kusuru bana göre orayı hak edebilecek insanları bir türlü seçememem. Öyle kolay değil. Zamanla kendilerinin girmesini istiyorum ama çok uzun zamandır orada yalnızım. Belki de daha da yalnız kalmaya devam edeceğim. Sonun ne olacağını bilemem ama sonucu belki değiştirebilirim. Tıpkı son saniye golü gibi.
Kimileri arayış içerisinde olduğumu düşünüyorum. Haksız değiller aslında. Kusursuz olan minik hayal dünyama yaşamaya değer insanları bulma arayışındayım. Zaman, insanları gerçek yüzünü gösterdiği için bir türlü bulamadığımı düşünüyorum. O yüzden minik hayal dünyamda zaman kavramı yok.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder