19 Mayıs 2013 Pazar

Neden Çocuk Kalmadık Ki?

Ne kadar da güzeldi çocukken hayat bize. Hiçbir şey yoktu kafamızda. Saftık, tertemizdik tıpkı yeni doğan bir bebek gibi. Dostluk, arkadaşlık bambaşkaydı o zaman. Çıkar ilişki neydi bilinmezdi. Her şeyimizi arkadaşlarımızla paylaşırdık. İlk kez gördüğümüz birisinin yanına gidip elimizdeki çikolatanın yarısını verip tanışırdık. Neden büyüyoruz ki istemeden?

Hepimiz özlüyoruz/özledik sokaklarda koşup zıplamayı. Annemizin bize balkondan bağırıp eve çağırmasını. Tüm sokaktaki çocuklar ile beraber saklambaç oynayıp, en sevdiğimiz arkadaşımız ile beraber kimsenin aklına gelemeyecek en küçük yere sarılarak saklanırdık. Ne kadar da masumdu o zaman aşk, dostluk. Tertemiz ve samimiydi. Ucunda hiçbir şey yoktu. El şekerimizi, pamuk şekerimizi, çikolatamızı, gofretimizi... paylaşırdık hep. Bize paylaşmayı öğretmiştiler.

Üç, dört arkadaş beraber olduk mu bir de canımız iyice sıkılmışsa bir araya gelip apartmanları, evleri paylaşırdık. Herkes kendine saklanabileceği bir yer bulup koşabildiği tüm hızıyla koşar zillere basıp saklanacağı kuytuya koşardı tüm gücüyle. Tüm ev sakinleri kapıyı açar, balkona çıkardı. Bazı teyzeler, ablalar bize çok kızardı. Çok eğlenceliydi. Kızmazlardı aslında bize onlar. Sadece zile basıp gitmemize kızarlardı. Zile basıp kapıda beklesek "bana çikolata ver" dediğimizde hiç elimiz boş dönmezdik.

Belki de en güzeli erkek çocukları için sokak futboluydu. Herkes toplanır sevdiği arkadaşlarını kendi takımına alıp yolun ortasına geçip taşlarla kale yapıp futbol oynardık. Herkes gol atmam için koşardı. Rakip takım diye bir şey yoktu hiç. Top o iki taşın arasından geçsin yeterdi. Birbirimize kızmazdık kendi kalemize gol attığımızda. Sarılırdık birbirimize "bir daha olmaz şansın yoktu" deyip teselli ederdik kendimizi.

Kızlarla da kendi arasında ip atlarlardı. Kimisinin bez bebeği vardı, kimisinin plastikten bebeği vardı. Ama şu vardı ki hiç değişmeyen tüm eski kıyafetler o bebeklere kıyafet olurdu eninde sonunda. Çok sevdikleri bir renk olsun hemen onu evden gizlice aldıkları makas ile bebeğine uygun bir şekilde keserlerdi. İğne-iplik yoktu onlar hep uzaktı onlardan. Herkes moda tasarımcısıydı adeta. Çok güzel şeyler yapanlarda çıkardı, sürekli yanlış kesip kumaşları mundar edende vardı. Ama şu var ki hiç kimsenin aklında bir çakal yoktu. Saftık. Elimizdekinin ne olduğunu bilir, ona sımsıkı sarılır kullanabildiğimiz kadar kullanırdık.

Kızların sayısı erkeklerden fazla oldu mu kaçınılmaz evcilik oynanırdı. Neden oynardık hiç bilinmez ama bir an büyümek gibi bir telaşımız vardı. Herkes büyümüş, evlenmiş, çocukları olmuştu sanki bu oyunu oynarken. O kadar ciddi bir oyundu ki hataya yer yoktu. Evde ne görürsek sokaktaydı o hemen. Kızlar yönetirdi sürekli bu oyunu. Anneleri hep şunu söyleyip dururlardı "Dişi kuş yapar yuvayı". Bu sözü hiç unutmazlar ve oyunlara da taşırlardı. Erkekler sadece figurandı bu oyunda. Kızlar yönetirdi masum ve ciddi bir şekilde.

Erkekler bir araya geldi mi hele ki sokakta ise kaçınılmaz futbol oynanırdı. Kızlar az ise ya oynamaz ya da mecburen kaleye geçerlerdi. İçlerimizden birisi topu ya balkona kaçırırdı ya da komşunun bahçesine. Bazen komşu kızardı topumuzu keserlerdi. Ağlardık biz tertemiz göz yaşlarımız ile. O topun sahadan/yoldan çıkmaması için bin bir türlü nasihatlar verirdik birbirimize büyümüş birisi olarak.

Ne vardı da o zaman büyümek isterdik ki? Şimdi büyüdükte ne oldu ki? Hep birbirimizi kırıyoruz. Aklımızda bin bir türlü tilkilikler dönüyor. Birbirimizi bile sevemezken hep canını yakıyoruz başkalarının. Aşk masumluktur. Masumken yaşadığın aşkın tadı bambaşkadır. Tıpkı çocukken olduğu gibi. Severdik karşılığında hiçbir şey beklemeden. Bir kere öptük mü birbirimizi tüm dünya bizim oluyordu. Yanaklarımız kızarıyordu. Elini hiç bırakmıyorduk. Tüm oyunlarda, gezmelerde el eleydik en masun hallerimizle. Şimdi öyle mi peki? Hep çıkar ilişkilerimize göre birilerini seviyoruz. Çabuk sıkılırdık olduk sevdiklerimizden. İşini halleden gider oldu artık. Masumluk kalmadı ne aşkta ne de hayatta.

Çocukken dünya vardı. İçinde sadece bizim olduğumuz başkalarının el değmediği. Sevgi vardı. Kimi sevdiğimizi, kimi sevmediğimizi söyleyebilecek kadar da cesaretimiz vardı. Bir fırsatımız olsa çocukluğa geri dönmek istemeyecek kimse yoktur hayatta. Elimizde olsaydı keşke büyümek de büyümeseydik. Sevseydik yine birbirimizi masumca.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder