Yasemin, babasını küçük yaşta
kaybetmişti. Babası balıkçılık yapardı. O da annesi ile babası ayrı
yaşadığından hep babasıyla kalırdı annesi başka birisiyle evlenmişti.
Küçüklüğünden beri hep denize gelirdi. Ne zaman morali bozuk olsa, kendini ne
zaman kötü hissetse hemen denize gelir. Yine bir gün morali çok bozuktu.
Sevgili tarafından aldatılmıştı. Hiç yanından ayırmadığı günlüğünü kaybetmişti.
Deniz kıyısında ayağına dalgalar çarparak yürüyor. Sonra az ileride daha önceden
yaptığı bir hatadan sonra orda kalan günlüğünü görüyor. O hata masumca birisini sevmek ve ona her şeyi
ile güvenmekti. Birden eline günlüğünü alıyor ve okumak için biraz uzaklaşmak
istiyor. Günlüğü okumak için limana gider. Orada günlüğü karıştırır ve hiç unutamadığı
yeri okumaya başlar ve o günü hatırlar.
Günlükte yazan yazı;
Sevgili günlük,
Bu gün hayatımın en kötü gününü yaşadım. Belki hayatım
boyunca böyle şeyle kaç kez karşılaşacağım ama bunu asla unutmayacağım. Beni
aldattı o. Onu çok sevdim hala da seviyorum ama beni neden aldattığını bir
türlü anlayamadım. Aldatıldığını öğrendiğimde dünyanın sonu geldi artık benim
için gözüm karardı. O an hayat benim için bitmiş gibiydi. Sol yanım çok acıdı.
Gözlerim doldu ama ağlamadım. Bunu telefonundan değil de kendi ağzından ‘’ben
başkasını seviyorum’’ demesini tercih ederdim. Benim için artık hayat bitti ve
artık kimseyi sevmeyeceğim…
….
Ben hayatım boyunca bir kişi sevdim. Kulağa tuhaf geliyor
ama benim hayatım 18 yıl ki…
Yasemin masada arkası dönük oturur.
Anıl’ı bekler. (Mekân da Avril Lavigne – Wish You Were Here şarkısı çalar.)
Şarkının yarısında Anıl gelir. Sıcak bir karşılama yoktur eskiye göre. Bir gün öncesinden Anıl, Yasemin’in
çağırmasına rağmen gelmez. Moral sıfırdır Yasemin de. Anıl’a kızmış durumdadır.
Daha sonra Anıl karşısına geçip oturur. Yasemin’in elini tutmak ister. Yasemin
elini kaçırır. Garson sipariş için gelir. İkisi de bir ağızdan kahve söyler.
Garson siparişleri alır. Bu arada ikisi de gözlerini birbirinden kaçırır.
Garson siparişleri getirir. Anıl konuşmaya girmek için Yasemin’in üzerindeki
kıyafet dikkatini çeker ve ona yakıştığını söyler. Yasemin sadece kızmış
gözlerle bakar Anıl’a. Kahveden bir yudum aldıktan sonra Anıl lavaboya gitmek
için masadan kalkar. Yasemin Anıl’a arkasından bakar. Daha sonra telefona mesaj
gelir. Yasemin merakla telefonu eline alır mesajı açar. Telefona Ayşegül diye
birinden mesaj gelir ve mesajda ‘’Bir daha ne zaman buluşuyoruz?’’ yazar.
Yasemin’in yüzü asılır ve artık Anıl’dan nefret eder. Telefonu tekrar yerine
koyar. Anıl gelir masaya oturur ve Yasemin Anıl’ın üzerine kahveyi döker. Anıl
ne olduğunu anlamaz ve Yasemin’e sorar ‘’Ne oldu?’’. Yasemin telefonu alır ve
Anıl’ın üzerine atar ‘’Buna bak anlarsın hayvan’’ der. Anıl telefona bakar ve
Yasemin masadan kalkar. Anıl, Yasemin’in elini tutar gitmesini istemez. Yasemin
elini çeker. Anıl bu sefer kolundan tutar ve Yasemin bunun üzerine Anıl’a tokat
atar. Yasemin ağlamaya başlar ve mekânı terk eder. Anıl arkasından bakar
Yasemin ağlayarak koşar. Yasemin’in aklına o eski günlerde deniz kenarında
sarmaş dolaş gezdikleri, salıncak da sallandıkları o mutlu anıları aklına
gelir. Yasemin ağlamaktan artık yorgun düşer ve kendini deniz kenarı atar.
Hiçbir zaman çantasından çıkarmadığı günlüğünü çıkarır. Biraz ilerler ve aklına
bunları yazmak gelir. İlk sayfaya yazar ve ikinci sayfayı karalar. Kalemi ve
defteri yere atar.
Artık onun için hayat bitmiştir.
Bu dünyayı terk etmesi gerektiğini düşünür ve denize doğru yürür. Artık her
şeyi geride bırakıyor. Kendini, geçmişini ve geleceğini… Denizin içinde
kayboldu. Artık nefesinin bitmesini bekliyordu nerden çıktıysa birden sahilden
birisini bunu denizden çıkarmak için denize atlar. Yasemin’i denizden çıkarır
ama bayılmış durumdadır. Adam yuttuğu tüm suyu çıkarması için uğraşıyor.
Biryandan da tokatlayarak kendisine getirmeye çalışıyordu. Yasemin gözlerini
açtı ve yine o kirli dünya o güzel gözler bakıyordu ne yazık ki…
Tüm bunları yazdığı günlüğüne son
bir kez daha bakar Yasemin. Günlüğü kapatır ve tüm bunların geçtiği yere doğru
bakar fenerin oradan. Yeni bir hayata başlamak istiyordu. Bunun için ilk
yapması gereken elindeki günlükten kurtulmaktı. Bunu yaptı ve günlüğü denize
attı. Denize atmadan önce günlüğü oraya yazdığı bir sözü aklına geldi.
-GEÇMİŞDEKİ HİÇBİR HATANIN
TELAFİSİ YOKTUR, PEKİ YA GELECEKTEKİLERİN?-
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder