Yine erken uyandım. Ne zaman uyuduğumu hatırlamıyorum. Tek hatırladığım omzumun üzerinden büyük bir yükün kalktığı ve aynı zamanda kafamın daha da rahatladığıdır.
Hafiften gün ağarıyor. Sıcak olacağı güneş doğarken belli havanın. Temmuz ayındayız ama hafiften bulut var havada. Yağmur ben geleceğim diyor adeta bulutlarla dans ederken. Yatağımdan kalkıyorum. Yine üzerimde bir şey olmadan uyumuşum. Gece camı açık bıraktığımı hatırlıyorum ama kapalı. Cana doğru yöneldim. Camı açtım. Tertemiz bir hava girdi pencereden içeri. Ruhumu teslim aldı. Beni alıp götürdü ormanın içindeki soğuk suyun bulunduğu dereye. Gözlerimi açınca fark ettim hafiften başlamış yağmur.
Yağmur yağınca bir toprak kokusu yükselir burnunuza. O koku size nereden geldiğinizi hatırlatır. Huzur kaplar içinizi amaçsızca. Mutlu olursun nedensiz. Tıpkı aşık olduğun an gibi. Ya sıcaktan ya da havanın kanı kaynatmasından mı bilinmez, insan en çok yazın sevgilisi olsun ister.
Yazın her şey seninle. Bir sabah kalkıp alırsın tüm eşyalarını gidersin ormana çadır kurarsın. Giyersin mayonu denize koşarsın yataktan kalkar kalkmaz. Tüm bunları yalnız yapmak istemezsin. Yanında hep birisi olsun, elini tutsun ve seni senle yaşasın istersin. Ya ararsın onu ya da o gelip bulur seni hiç beklemediğin bir zaman yağmurlu bir sabah kapında.
Ben yağmura dalıp gitmişken hafiften kapının zilini duymamışım. Birisi hem zile basıyor hem de kapıyı yumrukluyordu. "Geliyorum" diye bağırdım sesi kessin diye. Beni duymuştu. Ses kesildi. Kapıya doğru gidiyordum. Birden ayağıma kedim Fatmagül dolandı. Sevmemi istiyordu kendisini. Bende kucağıma aldım onu çok mutlu oldu. Çıkardığı hırıltıdan bunu anlayabiliyordum.
Kapıyı açtım. Kim olduğunu göremeden boynuma sarıldı birisi. Ne olduğunu anlayamadım. Kim olduğunu anlamak için kendimden biraz iteledim onu. Sonra baktım "o" muş. Ne oldu diye sorunca ağlamaya başladı omzumda. Sonra on dakika hiç susmadan içini döktü beni. Bende dinledim aynı zamanda da dinlemiyordum onu. Konuşuyordu bende anlamaya çalışıyordum onu. Ne anlattığın kendisi de bilmiyordu belki. Ama hep şu kelime çıkıyordu durmadan " Sev Beni" diye.
Sevmeyi değil sevilmeyi öğrenmeli ilk önce insan. Herkesi seversin ama seni herkes sevmez. Birisi sever, sen de onu seversin. Ya sevileceksin ya da hep sen seveceksin. Aynı yağmurun toprağa ilk kez düştüğünde etrafa yaydığı koku gibi. Toprak mı seviyor yoksa yağmur mu seviyor anlamak zordur. Ama ikisinden birisi hep çok sever diğerine göre. Sevgi karşılıksızdır. Sevdiğin için sev, sevildiğin için değil...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder