1 Kasım 2013 Cuma

Mutlu Olmak İçin Bahanen Yok

Öyle zamanlarda öyle şeyler yapmak isteriz ki kendimizi mutlu hissedebilelim. Kafamıza bir şey takmadan her yere gidelim. Atlayalım bisikletlerimize gidelim. Kaybolalım kendi dünyamızda. Yanımıza bir tek sırt çantamızı alalım.

Çok zor değildir kafaya bir şey takmamak. Keyfimizin kahyası olmalı ve o kahyayı dinlemek lazım ara arada olsa en azından. Bazen içimizdeki çocuğun çığlıklarına kulak vermeliyiz. Onu dinlemek gerekir. Aradığımız huzur belki oradadır da biz göremiyoruz. Bir yerden birileri bize sesleniyor ama biz duyuyor muyuz onları hiç?

Huzuru dışarıda arayacağımıza açık bir baksak içimize. Huzur içimizde bir yerde ve görmüyorsak eğer harcadığımız çabanın ve yaşadığımız acıların bize zararı yok mu? Üzülüyorsak suç bizimdir. Kendimizde aramalıyız tüm hataları. Kimsenin suçu değil mutsuzluğumuzun. Mutsuz isek tek suçlu biziz.

Çevre yapacağım, işimi büyüteceğim diye diye ne kadar mutsuzluk yaşadıklarımızı biliriz. Sonrasında başardık en azından mutlu olmak gerekir ama yine mutlu olunmuyor. Çünkü mutlu olmak için yaptıklarımızın sonunda yine mutsuzluk var. Mutluk olmak ikili elinin arasına aldığın kafanın içindeki fikirlerde ve bastırılmış duygular yatar.

Çok mu için sıkılıyor. Git bir çadır al dört kişilik. Dört kişi den az olmasın. En yakın arkadaşlarını ara hemen. Sonra birer bisiklet kiralayın ya da satın alın hafta sonunu beraber geçirir istediğiniz gibi. Sonra işinizin başına dönünce ne kadar mutlu ve huzurlu olacağınızı göreceksiniz. Para yok demeyin. Biz nelere para veriyoruz. En basiti akılsız telefonlara neredeyse iki maaşın kadar para yatırıyorsun. Mutlu olmak için bahanen yok senin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder