Bugün yani 26 Nisan 2014 günü çok ama çok güzel olacak. Çünkü kitap fuarına yıllardır hep tanışmayı istediğim ama bir türlü tanışamadığım Rahşan Ecevit, bana gazete okumayı alıştıran ve her İzmir'e geldiğinde hiç durmadan yanına gittiğim Can Dündar ve yaklaşık üç yıldır tanıdığım adını ilk kez "Denizin Külleri" kitabıyla duyup daha sonra Facebook ve Twitter üzerinde kendisiyle sohbet ettiğim Gizem Kayahan geliyor. Artık ona Gizem diyorum. Çünkü bana çok ama çok yakın birisi olarak tanıyorum kendisini.
İlk önce Rahşan Ecevit'le görüşmeye gittim. Yılların verdiği yorgunluk ve en önemlisi de hayat arkadaşı olan Bülent Ecevit'i unutamadığı ve hala acısını çektiği yüzünden okunuyordu. Onun dikkatini çekmişim fuarda. Bana okulumu sordu ve tatlı bir sohbet ettik. Benim diyeceklerim bittikten sonra yardımcısıyla beraber kulağıma yaklaşık "İzmir'de temsilcilik açacağız. Seni de orada aktif görmek istiyorum. Bu konuda ne düşünürsün?' diye sordular. Bunları duyunca kulaklarıma bir anda inanamadım. Düşünemez oldum. Karşımda Rahşan Ecevit ve bana bunları diyor. Ağzımdan tek bir cümle çıktı gerisi yoktu "Bana bu şerefi tattırmak istediğiniz için teşekkür ederim ve bunu düşünmeden kabul ediyorum" dedim ve Rahşan Ecevit ile fedalaştık. Yardımcısının asistanı koluma girdi ve iletişim bilgilerimi aldı. Ne kadar mutlu oldum anlatamam. Kabul ettim artık. DSP'ye yerel seçimde oy verdim diye benimle kavga edip konuşmayan arkadaşlarıma cevap olmuştur umarım bu yaşadığım. Siyaset yapmak değil amacım. Siyaseti sevmiyorum ama bildiğim doğruları başlarına aktarmakta istiyorum. İlerleyen süreçte neler olacak göreceğiz hep beraber.
Beni gazeteye alıştıran tek kişi vardır ama onu da beni alıştırdığım gazeteden kovdular. Cumhuriyet gazetesinden teklif aldı ve reddetmeden gitti Can Dündar. Cumhuriyet gazetesinde yazdığı ilk yazı çalışma masamın üzerinde asılı duruyor "Çıkan Kısmın Özeti" yazısı. Ntv'den, Milliyet'ten kovulmasını konuştuk. Biraz hüzünlüydü cevaplar ama gülerek cevap verdi sorularıma. Can Dündar'ı sevmeyen de var benim gibi onun gittiği yolu doğru olduğunu inanıp araştıran da. Sonuç olarak Can Dündar bu ülkenin kazandığı en iyi gazetecilerden birisidir. Kimseyi söyledikleri, yaptıkları ve düşündüklerinden dolayı dışlayamayız.
İlk kez adını 2011 Mayıs ayında Facebook da sayfasını gördüğümde duymuştum. Nasıl olabilir ki 15 yaşında bir kız kitap yazmış ve bunu piyasaya sürmüş olabilir diye. Kitabını almak için çok uğraştım ama bana gönderilen "Denizin Külleri" kitabında basım hatası vardı ve bende bundan dolayı geri gönderdim. Sonra baktım köşe yazıları yazıyor bir kaçını okudum. Sonra dedim "Gizem Kayahan desteği hak ediyor. Yazmış ve ego diye bir şey yok. Facebook'ta uzun uzadıya nice sohbetler yapmıştık. Böyle birisiyle kesinlikle tanışmak lazım"dedim. Geçen yıl fuara geldiğinde gitmiştim ailesiyle de tanışmıştım. İsmimi biliyordu o kadar sıcak sohbetler ettimişiz ki artık birbirimizi tanıyorduk. Bu yılda yanına gittim. Beni ilk öncesi halası gördü, sonra annesi Şükran hanım gördü ve bana sarıldı. "Geleceğini biliyorduk senin hepimiz. Akşam senden konuşmuştuk" demişti. "Gizem merhaba nasılsın" diye sorunca birden sevinç çığlığı attı. "En sevdiğim ve her zaman desteğini esirgemeyen Samet gelmiş" der demez yanıma gel dedi ve hemen sarıldık birbirimize. Herkes merak ediyordu neden benim arka tarafa geçtiğimi. Sonradan öğrendiler Gizem kendine yakın hissettiği herkesi yanına aldı ve sarıldı. Konuştuk biraz. İlk kez bu kadar sevinçliydi konuşurken. Beni bekliyormuş uzun zamandır görüşemedik demişti. Sarıldık birbirimize. Özlemişim kendine bunu hissettim sarılınca. Yanımda olmasını istediğim kişiler arasında en başta geliyor Gizem. Çünkü rahat anlaşıyoruz, ego yok, dinliyor, anlatıyor ve herşeyden önce herkesi seviyor. Gider öptüm kendisini ve elimi bırakmadı "gitmem lazım yoğunsun sonra yine görüşürüz kendine iyi bak" dedikten sonra hafif bir burukluk oldu ikimizde de ama sonuçta ayrılıp gitmek gerekiyordu. Daha çok beraber olacağız Gizem ile. 20 yıl sonra yazarlığın zirvesinde olduğunda da hatırlayacak bizi ve hiç unutmayacak çünkü biz ona inandık o bunu gördü ve devam ediyor yazmaya. Ona verdiğim kalem ile nice güzel hikayeler yazması dileğimle verdim.

.jpg)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder